Soğuk savaş döneminde anlatılan sıcacık bir insan hikayesi. En zor şartlar altında dahi olunsa, bedeline rağmen iyilikten vazgeçmeyelim, evrensel ahlaki değerler ölçüsünde..
11 Temmuz 2015 Cumartesi
ANNA LOTAN Kimdir?
kanalıyla tüketicilere ulaşmaktadır. Yerel bitki özlerinden kozmetik üretme konusunda uzmandır. Şirketin araştırma ve geliştirme ekibi sürekli çalışmakta, yeni ürünler geliştirmek için çaba harcamaktadır.
Carmina Burana ~ O Fortuna | Carl Orff ~ André Rieu
7-8 yıl önce Atatürk Kültür Merkezi' nde Carmina Burana operasına gittiğimizde anons yapılmıştı, ekibin bir kısmı hastaydı ve konser mevcut kadroyla yapılacaktı. Arkadaşlarla acaba o akşam Kurtlar Vadisi' ni izlemek için bahanemi uyduruyorlar diye de espri yapmıştık, tüm fesatlığımızla. Devlet Opera ve Bale ekibinde birçok kişinin aynı anda hasta olması ilginç gelmişti. Kostümlerin komikliği, gıcırdayan koltuklar, arada uyuyan seyirciler ve salonun eskiliğinden bahsetmeyelim bile. Bende nostalji pikabıma bu eserin olduğu plağı ekledim ilk fırsatta ve anlattıklarıma tamamen TEZAT bir Carmina Burana yorumunu paylaşmak istedim. Anlayış farkı, yorum farkı..
KIZKARDESLİK KÜLTÜRÜ
Bu ülkede kadınların kadınlarla ilişkilerinde tuhaf bir çelişki var sanki. Örneğin bir kadın çalışırken, çocuklarını anneanne, babaanne yada teyzeler büyütebiliyor. Komşu kadınların, akraba kadınların sessiz ve derin dayanışma ağları... Bu şekilde geleneksel aile yapılarında kadınlar birbirine çok destek olurken, bu dayanışma maalesef modern mekanlara girildiğinde kayboluyor. Medyada, sanatta, edebiyatta, akademide , iş dünyasında, bürokraside kadınlar birbirine fena halde köstek olabiliyor. Hangimiz iş hayatında bir kadının hışmına uğramamışız dır ki? Hem şahsen tanıdığımız hem de hiç görmediğimiz, tanımadığımız kadınları bir şekilde hatırlamak, onları anmak, anlamak ve anlatmak..Bu, bugün Srebrenica katliamı (Yugoslavya İç Savaşı sırasında, 1995' de, 8500' e yakın kişinin içinde çok fazla kadın ve çocuğun da öldürülmesi) hadisesi olabilir yarın başka bir olay. Onların şartlarını düşünmek ve nerelerde nasıl zorlandıklarını anlamaya gayret etmek! İşte burada anlatımda maalesef klavye yetersiz kalıyor..
Genel anlamda hemcinslerimize yüreğimizi açmak ve bir kez olsun önyargısız yaklaşmak..Kızkardeşlik bir çember, her çember gibi o da minnacık bir noktadan başlar, yani kendimizden. Nokta büyür, halkaya döner.Umarım önce kendi etrafımızdaki kadınlardan başlarız çemberi genişletmeye. Ben çok şanslıyım, hem gerçek ablam, hem de sonradan tanıştığım ablalarım yada kızkardeşlerim olduğu için hayatta. Sadece kendi çevremizi değil, hiç tanımadığımız kadınları da anmalı. Osmanlıda yaşamış kadın şair ve yazarları, dünyadaki bilim kadınlarını, Cumhuriyet boyunca kadın haklarının ilerlemesi için mücadele eden hemcinslerimizi, sanatçı ve hukukçuları, ev kadınlarını....
Bunların paralelinde, son yıllarda, bilinçli olarak, kadınlar önemli bir yol ayrımına getirildi! Sorunların özüne indiğimizde her kesimden kadının dertleri birazda aynı gibi aslında. Ya gruplara ayrılıp, enerjimizi tüketeceğiz, falancalar filancalar diye birbirimize önyargılarla bakacağız. Ya da anlayacağız ki, kadın olmaktan kaynaklanan geniş bir ortak paydamız var aslında. Kadınlara devamlı anne oldukları için ne kadar yüce ve önemli varlıklar oldukları söyleniyor sahte ifadelerle sürekli. İş pratiğe döküldüğünde kadınlarımızın durumu ortada. Öldürülen, taciz edilen, kariyerinde önü kesilen, şiddetin her türlüsüne maruz kalabilen, sistematik şekilde mobbing uygulanan... Oysa bizler ne çiçek kelebek olmak istiyoruz, ne de yüce bir varlık. Sadece eşit olmak, özgür bireyler olmak istiyoruz. Anlıyoruz ki biz birbirimizi desteklemezsek, kimse bizi desteklemez. Alevi sünni, Doğulu batılı, Eğitimli eğitimsiz, Şehirli köylü, Başörtülü başörtüsüz, Türk kürt, Dindar ya da değil... Tarihler boyunca bize dayatılan ve bundan sonrada farklı isimler ve kategoriler adı altında yine dayatılacak olan tüm ayırımcılığı elimizin tersiyle itelim ve tüm bunların ötesinde gerçek ve samimi bir kız kardeşlik kültürüne kapımızı aralayalım. Son cümle biraz klişe olacak ama yazmazsam eksik kalır birşeyler ; Bir kadın değişirse bir aile değişir, bir aile değişirse toplum değişir.
Elif Şafak' dan alıntılar vardır.
10 Temmuz 2015 Cuma
9 Temmuz 2015 Perşembe
IRENE CARA - Flashdance (What a feeling)
80' ler bunsuz olamazdı..
7 Temmuz 2015 Salı
ÇINARCIK ; Dışardan bakınca anlaşılamayan, yaşayınca vazgecilemeyen...
Toprağından bereket fışkıran, bir yanın alabildiğine deniz, öbür yanın alabildiğine orman olan, şifalı thermal kaplıcam, bunalınca İznik gölü ya da Bursa'ya kaçabilme ihtimalim, etinin,kekiğinin lezzeti bile çok farklı kasabam. Boşalan reçel kavanozlarım bekle... Kızılcık ve kokulu çileğinden reçel, sarı eriğinden marmelat yaptığım, köylü pazarım bekle. Her derde deva kestane balım, tarhanam, salçam, asma yaprağım ve sayamadıklarım... Deniz otobüsüyle ulaşımım, seninle simgeleşen ve müziğin hiç susmadığı Kio barım, seyyar köftecim, bir tarih yazacak kadar eski Sabri Balkan dondurmacım, güne sağlıkla uyandığım sabah yürüyüşlerim, çınar börekcim, yüzmeye iki dakikada inebilme lüksüm, sıkılınca Yalova'ya varışlarım, aydın insanlardan oluşan kasabalılar ve beni yıllardır bağrına basan herbiri farklı şehirlerden gelmiş tam bir kültür mozaiği komşularım. Şile sert kuzey rüzgarlarımsa, Çınarcık dingin, mütevazi Anadolu kasabam. En zorlandığımda, kendimi sende bulduğum ve birlikte aldığımız kararlarda hiç yanılmadığım, iyileştirici gücüne hep inandığım, şifa kaynağım. Bekle, geliyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




