15 Eylül 2015 Salı

MUHTEŞEM ÜÇLÜ


Zamanı geçmek üzere, bol bol tüketelim, deep freeze'e koyalım olabildiğince, çocuklarımıza suyunu içirelim, yedirelim. Komposto, marmelat, reçelde, olabilir tabiki.
     VİŞNE Tam bir vitamin ve mineral deposu olan vişne meyvesinde bulunan A ve C vitamini ile sodyum, potasyum, kalsiyum ve fosfor mineralleri, özellikle ateşli hastalıklara karşı güçlü bir silah. İçeriğinde bulunan ve meyveye kırmızı rengini veren “antosiyanin” ise vişneye hücre yenileme yani antioksidan özelliğini kazandırıyor.
     KIZILCIK Kızılcık suyunun faydaları, idrar yolu enfeksiyonlarından cilt sağlığının iyileştirilmesine kadar değişir. Son çalışmalar kızılcık suyunun böbrek taşı oluşumunu önlemek ve ağız sağlığı iyileştirmede etkili olduğunu göstermiştir. Mide ülseri tedavisinde, kanser tümörlerinin büyümesini engellemede, ağız sağlığını korumada, kemik erimesini engellemede, cilt sağlığını korumada çok önemli çok özel bir meyvedir.
     TAZE CEVİZ İşte en sevdiğim, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olması daha iyi zihinsel fonksiyon, diyabeti ve yüksek kan basıncını azaltıcı, astım, ekzama tedavisinde etkili, damar esnekliğini korumada etkili, kötü kolesterolü düşürücü, göğüs, bağırsak kanserine karşı koruyucu, yani say say bitmiyor..Yıllardır zamanını kaçırmadan severek yerim, dayanabilirseniz çok değil günde sadece birkaç tane, başlayınca devamı geliyor çünkü 😀.
   
                                       

'Y KUŞAĞI' Nİ YETERİNCE TANIYOR MUYUZ ? O BELKİ SİZSİNİZ BELKİDE EVLADINIZ

    1980 - 1995 yılları arasında doğanlarmış Y nesli. Özellikleri, bağımsız olmayı seven, özgürlüklerine düşkün, kendi görüşlerinden asla vazgeçmeyen, biraz uyumsuz, aşırı bireyci ve otorite tanımayan, kendilerine kurallar koyulmasından hoşlanmayan. Temel değerlerinden birisi 'adalet' duygusuymuş. Kendi görüşlerine uymayan durumlar olduğunda hiç düşünmeden direnişe geçen, tıpkı gezi olaylarında olduğu gibi. Gördük ki kendi görüşlerini anlatmak ve isteklerini kabul ettirmek için günlerce parklarda yattılar.
     Toplum başta çoğu kere onları yanlış anladı, tembel, disiplinsiz, apolitik olmakla suçladı. Sonra gördük ki onlar farklı bakış açısıyla bakıyorlar dünyaya, işte sorunda buradan kaynaklanıyor. Özgüvenleri yüksek bu nesil, inançları uğruna sonuna kadar savaşabilir.
     Araştırmamda en dikkatimi çeken konu, bu kuşağın ailelerinin çocuklarına çok düşkün olmaları. Çocuklarının bir isteği sözkonusu olduğunda çok çabuk onların seviyesine inebiliyor ve sorunlarını halledebiliyorlar. Aa bu bizi anlatıyor ☺.Yeri geldiğinde birer kanka, arkadaş olabiliyorlar.
     Resimde görüldüğü üzere üç parağraftaki anlatımda aslında hep oğlumu da anlatmış oldum. Bu cümlelerin hepsinin altına gözü kapalı imzamı atarım. Çoğu kereler birlikte büyüdüğüm, yirmi iki yaş farkım, bazen anne bazen evlat olduğum, hiç dolaylı konuşamadığım ☺, akıl hocam, bende hep elli yıl yaşamışda sonra bu dünyaya geri dönmüş izlenimi veren, tüm dünya insanları için eşit üzülen, hayvanlar için ağlayan. Bu cümleler böyle akar gider, bitmez. Bu yaş dönemi çocuk sahibi olanlar gülümsüyordur muhtemelen bu satırları okurken. Teşekkür edelim bu nesle bence, onlarla ilişkimizde hem öğrenci hem öğretmen olabilme duygusunu bize yaşattıkları için.

                                 

14 Eylül 2015 Pazartesi

KALICI MAKYAJ

                                     

Hergün makyaja vakit ayıramıyorsanız,
kozmetik ürünlere karşı alerjiniz varsa,
kontakt lens, gözlük kullanıyorsanız,
dudakta bir problem,
kaşlarda bir seyreklik varsa,
kaza geçirenlerde,
sporcuysanız,
mesleği veya yaşam tarzı itibariyle devamlı iyi, bakımlı görünmesi gerekenler
kalıcı makyaj tam size göre.

Kalıcı Makyaj Uzak Doğu kökenli, 500 yıllık bir kültür.

Yerel anestezi ile uygulanabilen, acısız bir medikal operasyon. Anti alerjik boyalar derinin hemen altına enjekte ediliyor. Sadece yüze değil vücutta yer alan kusurları örtmekte de başarılı. Örneğin sonradan sıkıldığımız dövmeleri silmek içinde kalıcı makyaja başvuruluyor. Kimyasal boya kullanılmadığı için kalıcılığı 3-5 yıl arasında sınırlı. Operasyonun ardından birkaç gün şişlik olabilir.

Yapılmaması gerekenler şeker hastaları, HIV virüsü taşıyanlar, hemofili hastaları.

Kimler yapabilir? Dermatolog, doktor ve deneyimli estetisyenler elbette.

Maliyet ve fiyatlama konusunda rakamların havada uçuştuğu bu yeni piyasada, iyi araştırma yapmadan karar vermeyin derim.
                                               

6 Eylül 2015 Pazar

ESKİ İSTANBULLU OLMAK

             ESKİ İSTANBULLU OLMAK
      Yoğurtçu, şekerlemeci, bozacı, baklavacı, muhallebici, kahveci...Eski İstanbul' un özlenen tatlarını yakalayan dükkanlar..Aile büyüklerimizden gelen hatıralarımızla beraber bir şekilde bu kentle duygusal bir bağımız var. Yaşadığımız şehirde zaman içinde bir bakmışız manzara değişmiş. Şehrin değişimini  "ah eski İstanbul ne güzeldi, Anadolu' dan geldiler doldurdular buraları" gibi yukarı sınıf bakış açısı ile değerlendirmeyi doğru bulmayanlardanım! Kim, hangimiz rahat olduğumuz  kurulu düzenimizi bozupda bilmediğimiz kocaman bir şehre herşeyi sıfırlayıp gelmeye cesaret edebiliriz? Bunun sosyolojik nedenleri ve sonuçları üzerinde durmak bu yazının amacı ve konusu da değil. Burada amacım İstanbul'u yaşayan insanların gözünden anlamak, anlatabilmek...
 
    İSTANBULU DİNLİYORUM 
    

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları 
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.                                     
                                                          ORHAN VELİ           
 
 
    Var elbette İstanbul'lu olabilmenin özellikleri ve İstanbul'da yaşamanın ince çizgileri, şairinde ifade ettiği başka bir göz, bir bakış açısı. Sanki başka bir gezegenden gelmişçesine hep gıptayla baktığım İstanbul beyefendisi, hanımefendisi olmak, olabilmek beşyüz küsür yıllık bir kültürün, bir birikimin sonuçları. Hep dile getirmişimdir, her şehrin, kasabanın derneği varken sağımızda solumuzda, neden 'İstanbullular Derneği' kurulmaz diye. Hepimizin birbirimizden öğreneceği çokşeyler vardır elbette, bu meyanda İstanbul terbiyesi ve kültürü bir şekilde keşke görmezden gelinmese. 
    Sarıyer'de börek, Kanlıca'da yoğurt yemek, Beykoz' da paça çorbası içmek, sahilde üzerine vişne dondurması konmuş su muhallebisi yemek, Sultansuyu' nda piknik yapmak, sünnet çocukları ve gelinlik kızların 'Telli Baba' ya dilek dilemeleri, üstü mermer masalı, tahta iskemleli mekanlarda Vefa bozası içmek, ailece gidilen yazlık sinemalar, en şık giysileri giyinip troleybüs ile Beyoğlu'na gitmek, 'Moda sahili'nde denize girmek vb.vb...Okuduğumuz eski romanlar, izlediğimiz eski Türk filmlerinin de etkisiyle bu kültürle özlem bende hiç bitmeyecek. Çok hoyrat dönemlerden geçerken keşke, zaman makinası olsa ve ışınlansak o zamanlara...
                             
                                     
                                
                    

28 Ağustos 2015 Cuma

WDSF yani World Dance Sport Federation'ın en prestijli dans yarışması dallarından bir tanesi de  'Gloria World Open' mış. Yarışmacı olmak bayağı zor ve müthiş bir görsel şölen tabiki. Yarışma videoları birbirinden güzel ve ben yinede en heyecan verici olanı bu diye düşündüm.


                                   

PAMUK ELLER YÜZE

Yüz masajı kan dolaşımını hızlandırır ve yüzümüz daha canlı gözükür. Stres ve gerginliği aldığı gibi kırışıklıkların azalmasında da etkili. Burada iki üç uygulamadan hemen sonra karamsarlığa kapılmayın, sonuçları orta vadede alınır ve düzenli aralıklarla yapılması önemlidir. Ayna korkumuz olmasın istiyorsak, yüz masajımızı profesyonel bir güzellik salonunda yaptırıyoruz veya bir yakınımızı, komşumuzu ya da bir arkadaşımızı bu işle görevlendiriyoruz☺. Burası önemli: Ters sonuçlarla karşılaşmamak için, işin püf noktası videodaki gibi doğru tekniği uygulamak. Parmaklarımız o kadar hızlı olamasa da istersek pek tabi yapabiliriz. Solgun gözükmemek için haydi 'pamuk eller yüze' hanımlar. Yüz masaj yağı olarak tüm cilt tipleri için uygun olabilecek en başta tatlı badem yağı, zeytinyağı, havuç yağı kullanılabilir. Yağı avucumuza ilk aldığımızda iki elimizi ovuşturarak ısıtmalıyız ki deri altına daha iyi nüfus etsin. O an yoksa elinizin altında yağsız bir krem de işinizi görebilir. Haftada iki üç kez yapacağımız uygulama sırasında boynu da ihmal etmemek gerek ve hareketler daima aşağıdan yukarıya doğru tek yönlü sıvazlama şeklinde olmalıdır. Tüm olumsuz düşüncelerimizi kafamızdan atalım, tütsümüzü veya kokulu mumlarımızı yakalım, rahatlatıcı bir müzik açalım ve masajjjj başlasın !!













27 Ağustos 2015 Perşembe

İnsan olarak her ne kadar doğadan ayrı bir varlık olmadığımızı bilsek de, aradaki bağın son derece yıprandığı bu çağda, doğa ile insan bütünlüğünü derinden hissederek yeniden keşfetmek....İnsan özünde doğa, doğa özünde insandır. O, bir zamanlar tüm yeryüzünün tümünün kendisinden ibaret olduğunu yani özünü hiçbir zaman unutmaz. O, iyileştirici gücümüz, şifa kaynağımız, her şekilde gereğini yapan ve yapacak olandır. Bazen de böyle muhteşem görselliğiyle, sürpriz yaparak bizlere göz kırpar. Tepkiyi hafif buldum, ben olsam yeri göğü inletirdim..