Ay benim yemek yapma hallerim, şu yeryüzünde bütün dünya işlerini, ağır erkek işleride dahil, her işi sevipde bunu sevemeyişlerim, tarifleri kaybedişlerim, kadınlar arasında tarif konuşulurken kulak arkası etmelerim, 'hı hı' deyişlerim. Off ne gereksiz, zamanımı çalan uğraş. Marketten çarşıdan taşı, ayıkla, yıka, pişir, başını bekle, bir çırpıda tüket, sonra bulaşık ve çıkan çöplerini hallet. Yazarken yoruldum ofki ne of. Tableti çıkmadımı daha, günde bir iki tane yutsak ve yemek konusunu bir daha hiç düşünmesek. Ve daha gerçek ve gerekli işlerle vaktimizi geçirsek. Ümidimi kaybetmedim, teknoloji gelişiyor, bekliyorum. Tarifleri fırına attı yahu, müzik dinlerken yemeği taşırdı, aynı ben, buda benim kafadan. E birazda şaka tabi.
5 Ekim 2015 Pazartesi
GEREKSİZ UĞRAŞ YEMEK
Ay benim yemek yapma hallerim, şu yeryüzünde bütün dünya işlerini, ağır erkek işleride dahil, her işi sevipde bunu sevemeyişlerim, tarifleri kaybedişlerim, kadınlar arasında tarif konuşulurken kulak arkası etmelerim, 'hı hı' deyişlerim. Off ne gereksiz, zamanımı çalan uğraş. Marketten çarşıdan taşı, ayıkla, yıka, pişir, başını bekle, bir çırpıda tüket, sonra bulaşık ve çıkan çöplerini hallet. Yazarken yoruldum ofki ne of. Tableti çıkmadımı daha, günde bir iki tane yutsak ve yemek konusunu bir daha hiç düşünmesek. Ve daha gerçek ve gerekli işlerle vaktimizi geçirsek. Ümidimi kaybetmedim, teknoloji gelişiyor, bekliyorum. Tarifleri fırına attı yahu, müzik dinlerken yemeği taşırdı, aynı ben, buda benim kafadan. E birazda şaka tabi.
SAFKAN ARABESK
80'lerde yaşanan yoğun sevda duygularını insanlar, en abartılı kelimelerle ifade etmek istediler. Acı, efkâr, isyan, çile, gurbet, cefa, ıstırap; arabeskin en önemli temalarıydı. Ajite etmek işin doğası gereğiydi. Yani "safkan arabesk". En damar olanından..
BAKIŞ AÇISI
Sadece bir süreliğine, bütün ayırımcılığı, siyasi görüşleri rafa kaldırsak, insani değerlerde ortak bir noktada düşünebilsek. Bizler ülke olarak bütün enerjimizi birbirimize kendi görüşümüzün doğru ve tek gerçek olduğunu ispat etmeye çalışarak tüketiyoruz ve gitgide tükeniyoruz. Hiç merak etmiyorum bunlar kimmiş neciymiş diye. Şehit astsubayımız, ölen bizlerden biriydi, bir evlattı. Bir ailenin umuduydu, hayalleriydi. Bu ülkede artık sağlıklı düşünebilen bireyler yetiştirebilmenin zorlukları giderek artmakta. Çevremiz bir evladı okutabilmek için ailelerin kendi hayatlarından nasıl büyük fedakarlıklar yaptığının örnekleriyle dolu. Soma' da ölenlerin çocukları biliyoruz ki ne kadar gençlerimiz bağrımıza bassak dahi, hayatları boyunca bu travmayı atlatamayacaklar ve hayata hep bir sıfır eksik katılacaklar. Her gün ölen gençlerimiz daha kuzuydu, anne babasının gözünden sakındığı, bir üzüntüsünden içinin titrediği, eve geç kaldığında kapılarda camlarda beklediği, her duanın baş kişisi, ufacık hastalıkta doktorlara bir nefes hızıyla yetiştirildiği...Onlar bizlerin de ülkemizin de geleceğiydi. Bundan daha acısı olamaz dediklerimizin hep daha bir ötesini yaşamak zorunda olmak..Ödeyeceğimiz bedeller bitmedi mi, dünyada Afrika ülkeleri dahil baksak tek tek, var mı bizim gibi bir örnek ?
BREAKING BAD
Yaşadığı maddi zorluklar nedeniyle ek iş olarak bir araba yıkamacısında çalışan kimya öğretmeninin dramının çok etkileyici biçimde anlatımıdır dizi. Dizinin en çarpıcı yanı sıradan bir yaşam süren ve toplumsal sınıflaşmanın altında ezilen Walter White' ın ölümcül hastalığa yakalandıktan sonra kontrolü eline alması ve düzene karşı içinde oluşan öfkeyi etkileyici biçimde anlatmasıdır. Öğretmenin bu değişim ve dönüşüm hikayesinde yaşamını sorgularken toplumsal yaşama tuttuğu ayna cidden etkileyicidir. Tabii ki bu etkileyiciliğin temelinde Bryan Cranston'un mükemmel oyunculuğunun yattığını belirtmek zorundayız.
Çok aksiyon içermesede dizi boyunca kopmayan konu bütünlüğü, çok fazla yan hikaye olmadığından dikkatlerin dağılmaması, gizemle akıl oyunları, diziye fazlasıyla artı özellik katan unsurlar. Dizide ne aksiyon ne duygusal sahneler gözümüze sokulmadan sağlam adımlarla ilerler ve hiçbir şeyi abartmaz. Karakter analizleri, incelikleri, oyuncu performanslarıyla birçok ödülleri toplamış dizinin, işlediği her duyguyu seyirciye geçirdiğine çoktan inandım ben; korku, heyecan, aşağılama, rahatlama, acıma, tiksinme, nefret, intikam. Anlıyoruzki normal dediğimiz insanlarda asla c yasaklı kişiliklere bürünüp, yapmaları gerektiği gibi tamamen bireysel bir ahlak anlayışı güdebilirler; yeter ki gerekli şartlar oluşsun.
En etkileyici sahneler: Walt kayıplara karıştıktan sonra yalnız yaşamaya başladığında, üç ayda bir yanına uğrayan adama " 2 saat daha benimle kalırsan 10 bin dolar veririm " dediği sahne, tüm tükenmiş ve çaresizliğine rağmen içinde onbir milyon dolar bulunan varilleri tek başına çölde yuvarlayarak yürüdüğü sahne, vagonun birisinde 1000 galon metilamin taşıyan bir treni, ustalık eseri bir plan ve yüksek dozda adrenalinle soyma sahnesi asla hafızalarımızdan silinmeyecek. Benim en çok içimi burkan sahne ise son bölümde günah çıkarmaya çalışan Walter'ın eşine 'herşeyi sizin için yaptım' sözüne karşılık, eşinin ' hayır sen herşeyi kendin için yaptın' dediği andır ve tüm yaşanmışlıkların özetidir kanımca.
Asi, haşarı, sürekli sakarlıklar yapan uyuşturucu bağımlısı Jesse Pinkman karakteri ve avukat rolünü oynayan düzenbaz, mesleği dışında her türlü entrikayı yapabilecek donanımda, yahu bu nasıl roldür nasıl oyunculuktur diye kafa yetirtecek türden bir tipleme Peter Call Saul karakterini hiç unutmayacağız. Dizi dünyasıyla ilgili algı ve beklentilerimi çok çok değiştirmiş dizidir.

3 Ekim 2015 Cumartesi
DENİZDE YAŞAYAN İNSANLAR
Berneo, Sulawesi ve Filipinler'deki mercan denizlerinde insanlar dünyadaki başka hiçbir kültürde olmadığı kadar denizle içi içe yaşıyorlar. Bajaular hayatlarını Karadan kilometrelerce uzakta denizin ortasında kurmuşlar. Kayıklarda yaşıyorlar ve kara ile olan bağlantılarını neredeyse tamamen koparmışlar. Öyle ki saatleri bile denizin gel git hareketlerine göre ayarlı. Sulbin, bir su altı avcısı ve su hayatına karşı kendimizi ne kadar zorlayabileceğimizin canlı bir kanıtı. 30 metre derine inebiliyor ve o esnada dakikada kalp atışı normalde 60 - 100 arasında olması gerekirken 30' a kadar inebiliyor. Bu derinlikteki basıncın göğüs kafesini ezmesi gerekir fakat hiçbir şey olmuyor. Tamam 'evrim teorisi', 'doğal seleksiyon', 'mutasyon' yok bilmem ne, kafam karıştı, inanamıyorum!!
2 Ekim 2015 Cuma
CİLT YAŞLANMASINI AZALTAN VİTAMİNLER
Yüzümüze istediğimiz kadar dışardan falanca krem, yok şu marka tonik sürsekde asıl ihtiyacımız olan faktör, cildi içerden beslemek yani herşeyin başı doğru beslenmeden geçiyor. Bu yazıda cildi daha geç yaşlandıran ve kırışıklık oluşumunu yavaşlatan, vitaminlerden bahsetmek istedim. Bu etkiler zaten bilimsel olarak kanıtlanmış, yıllardır bilinen gerçekler. Nacizane sadece biraz daha farkındalık oluşturabilirsek ne mutlu bize.
C VİTAMİNİ : Serbest radikallerle savaşıp, cilde nem verir. Kırışıklık, sarkma gibi yaşlanma belirtilerini azaltır, cilde pürüzsüz ve sıkı görünüm veren mükemmel bir anti - aging klasiğidir. Kolajen üretimini harekete geçirdiğinden yara tedavisinde önemli rolü vardır. Cildi gergin ve dolgun gösterir.
Kuşburnu, biber, kara lahana, domates, brokoli, maydanoz, greyfurt, kivi, limon, çilek, portakal, mandalinada bulunur. Doktorunuza danışarak vitamin tabletide kullanabilirsiniz, ben kullanıyorum.
E VİTAMİNİ : Yaşlanmayı artıran faktörler sigara ve alkol tüketimi, eksik beslenme, güneş ışınları, kirli hava ve stres. E vitamini, antioksidan olduğu için foto - yaşlanma ve UV sonrası ciltteki hasarı önlüyor. Dış etkilere karşı koruyucu bariyer oluşturarak cilt tabakasını kuvvetlendiriyor. Cilt için çok iyi bir nemlendirici özelliği olduğu için nem tutma kabiliyetini artırıp yumuşaklığı sağlıyor, yüzdeki ince çizgileri azaltıyor. Ayda bir veya iki defa eczaneden alacağımız 'Evicap' ampulu (fiyatı çok düşük) kırarak içindeki saf E vitamini sıvısını, yüze ve boynumuza hafif masaj hareketleri ile yedirebiliriz. Kuruluk yoğunsa cildimiz sıvıyı anında çekecektir.
Buğday tohumu yağı başta olmak üzere, zeytinyağı, ayçiçek yağı, balık yağı, fındık, ceviz, badem, tahıllar, kabak, lahana, marul, ıspanak, ton balığı, sardalya, yumurta sarısında bulunur.
A VİTAMİNİ : Besin olarak alınan hali olan 'retinol', hem akneye hem yaşlanmaya karşı etkili bir maddedir. Olgun ciltlerdeki sertleşmeyi yumuşatıp elastikiyetini kaybetmiş cilt dokusunu kuvvetlendirir. Başta bağışıklık sistemimizi güçlendirerek cilt sorunlarının tedavisinde kullanılır. Doğal kolajen üretimini destekleyerek cildi gençleştirici, kırışıklık ve lekeleri yok edici özelliğe sahiptir. Ciltte mucizeler yaratır ve hücreleri yeniler. Betakaroten A vitamininin değişik bir formudur ve en az A vitamini kadar etkilidir.
Hayvansal besinlerden balıkyağı, yumurta, süt, tereyağı, peynir, karaciğerde
Bitkisel besinlerden başta koyu yeşil sebzeler, havuç, ıspanak, lahana, brokoli, biber, balkabağı, portakal, kayısı, şeftalide bulunur.
B3 ve B9 VİTAMİNİ : B3 cildin nem tutma kabiliyetini korur ve tekrar yağ tabakası oluşturarak kırışıklık oluşumunu önler. B9 hücre yenilenme özelliğini harekete geçirir, hücre bölünmesini koruyucu özelliğini taşır.
B3 yoğun olarak kırmızı et ve balıkda
B9 yeşil yapraklı sebzelerde, kuru yemiş, fıstık, badem, fındık ve narenciyelede bulunur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




