30 Kasım 2015 Pazartesi

EN MASUM UYGULAMA : PRP




Kişiden alınan kanın özel bir tüpe konularak santrfüj edildikten sonra elde edilen platelet yönünden zenginleştirilmiş plazmanın yine aynı kişiye enjeksiyon yoluyla geri verilmesidir. Derma kozmetik alanında mucizevi bir tedavi yöntemidir. Yoğun olarak yüz mezoterapisi ve saç dökülmesi tedavisinde kullanılmaktadır. PRP tedavisinde elde edilen bu plazmada, yoğun miktarda trombosit (pıhtı hücreleri) ve lökositler (beyaz kan hücreleri) mevcuttur. Aktive olmuş trombositler ve lökositler büyüme faktörleri salgılar. PRP yönteminde, büyüme faktörleri kök hücrelerin göçünü ve çoğalmasını tetikler. Böylece dokuda yenilenme meydana geldiği düşünülmektedir. Bu yöntemin en önemli avantajı, hastanın kendi kanından elde edilmiş olması ve alerji riski taşımamasıdır. 

PRP tedavisinde cilt yenilenmesi kalıcıdır. Ancak yaşlanma süreci devam ettiği için devamı gereklidir. Estetik dünyasına adım atacaksam en masumu ve en yan etkisiz olan bu yöntemi tercih ederim ve mutlaka burada da deneyimlerimi paylaşırım. Yaptıranlardan biliyorum, insanın kanının kendisine ne kadar faydalı olduğunu görseniz şaşarsınız. Cilt yeniden yapılanıyor, parlıyor ve gençleşiyor.

PRP medikal bir uygulamadır ve mutlaka doktor tarafından uygulanmalıdır. Minik iğnelerle yaklaşık yarım saat süren bir uygulama ve çok az acı oluyor elbette. PRP, yani trombositi bol olan kısım ya mezoterapi yöntemiyle yüz, boyun, saç vs istenen bölgeye uygulanıyor. Böylece dokulardaki hasarın ya da yaşlanmanın etkilerini geriye çevirecek doğal büyüme faktörleri istenen bölgeye verilmiş oluyor.









25 Kasım 2015 Çarşamba

KÜÇÜK BİR ANLATI


İstanbul'un en yüksek binalarının inşa edildiği semtte, gökdelenlerin arasında, herkesin çok asık suratla dolaştığı bir ortamda işimi en kısa zamanda halledip soğuktan üşümüş olarak koştura koştura dönerken, evimizi özlediğimi hissettim, burnunum direği sızlıyordu neden bilmem! Evde olmayı o an çok istedim, yılların alışkanlığı mıydı mevzu, bilemedim. Pardesümün yakalarını iyice kaldırdım her üşüdüğümde yaptığım gibi. Yol kısalsın hemen bitsin istiyordum. İstanbul üstüme üstüme geliyordu sanki ve ben kendimi "güvenlik çemberi"me atmak istiyordum.

Evin kapısına geldiğimde, bilgisayar ve resim çalışmalarının başındayken, eşofmanlarınla kapıyı sakince açtın ve beni karşıladın. Sen sükunet ve itidal ben telaş ve acelenin göbek adıydık. Kapı açıldığında, sıcaklık yüzümü yaladı önce, ılık ılık. Hani ev iyi ısınır sıcaktır hem de içinde mutlu insanların yaşadığı evlerin ekstra bir sıcaklığı vardır ya işte onun gibi. Bu yüzden ev değil yuvadır onlar. İçeri girdiğinizde o enerjiyi ve ışığı hissedersiniz, yüzünüz, içiniz aydınlanır ferahlarsınız  ve eve her gelen de bunu hisseder.

Sarıldık, kucaklaştık, sıcak kahvelerimizi yudumladık derin koltuklarımıza gömülürken, karşılıklı sohbetimizi yaptık, günün değerlendirmesi, gündemi falan. Gözlerimin içine bakarak sorular sordun bana arada. Bazen cevapladım, bazen susarak dakikalarca baktık birbirimize. En derin cevaplar gözbebeklerimizde gizliydi belki de. İşte biz o yanıtların peşindeydik. Konuşmadan anlaşmayı öğrenmiştik çok uzun zamandır. Hangi kelime duygularımı anlatabilirdi ki, dile dökülürse büyüsü bozulurdu sevdalı hallerimin. Bakışarak anlaştık bir süre, zaman duygusu kaybolmuştu. Güneşi batırıyorduk, o battıkça odamız daha bir aydınlanıyordu. Daha anlamlı olmuştu yüzümüzdeki ifadelerimiz. Gün bitiyordu ancak evimizde her obje daha bir ışık saçıyordu ya da bana öyle geliyordu. Hayatın gailesi bitmiş, o andan sonra bizim günümüz başlıyordu. Hayata teşekkürlerimi sunarken hem bedenim ısınmıştı hem yüreğim.

23 Kasım 2015 Pazartesi

LOREAL MİSS MANGA MASKARA


Kısa ve düz kirpikli olanlar için en ideal maskara. Kirpiklerimizin daha dolgun görünmesi için pudralayıp, üzerine iki kat bu maskarayı sürdükten sonra belirginliği ve bakışlardaki derinliği uzun süre kaybetmediğini farkedebilirsiniz. Resimde siyah, mavi ve mürdüm rengi mevcut. Mürdüm rengi rimeli özellikle tavsiye ederim. Verdiği ifade çok anlamlı, sürüp bir de güneş ışığı vurunca dışarda gözlere bayağı etkileyici duruyor. Kendisinden çok daha fiyatlı muadilleri içinde, hem alerjik ve hassas gözler için hem fiyat ortalaması hem de ürün kalitesi olarak en ideal olanlardan. Zaman içinde denemediğim ürün kalmamış biri olarak rimelde hem kıvam olarak hem gece kullanım için, başarılı diyebilirim.

Oldu da aldığınız ürün akışkanlığı az. O zaman bilin ki raf ömrü uzundur. Üretim tarihlerine dikkat ederek alın diyeceğim ancak bu sektörde de artık o tarihlerle çok rahat oynayabiliyorlar.

Hem kirpiklere uzamış görüntüsü hem de hacim vermesi açısından gayet başarılı. Yoğun kavrama özellikli fırçası ve sıcak havalarda akma bulaşma yapmama özelliğiyle benim gönlümü kazandı. Ambalaj rengi bile insana enerji veriyor.



19 Kasım 2015 Perşembe

MUCİZE MOLEKÜL HYALURONİK ASİT


Vücudumuzdaki en yaygın doku "bağ dokusu"dur. Bu dokunun kötü tarafı hücre sayısı az, iyi tarafı ara maddesi ve lifi çoktur. Bağ dokusu ne yapar? Kemik, kas, kan damarı, sinir gibi birçok dokunun bütünlüğünü sağlar, yani inşaattaki çimento gibidir. Çimentonun içindeki farklı bileşenlerden en önemli ve hayati öneme sahip olan organik bileşen, hyaluronik asittir.

Cildin yaşlanmasının nedenlerinden biri de hyaluronik asit stokunun azalmasıdır. 25 yaşından sonra üretimi azalmaktadır. Bu molekülün kendi ağırlığının 1000 katı fazla su tutma özelliğine sahip. Bu da deriye sürekli bir nemlilik sağlıyor ve cildi genç gösteriyor. Hyaluronik asitli kremler, serumlar derinin nem oranını artırır, deri üzerinde ince bir tabaka oluşturur, yumuşaklık ve esneklik kazandırır. Ancak dışarıdan verilen ürünlerin deri altına hapsolması ve etki etmesi, kalıcılığı daha zordur.

Yumuşak jel tablet şeklinde ağız yoluyla da alınabilir. Ben bu ikinci şıkkı tercih edenlerdenim, geçen yıl bir kutu kullandım ve çok memnun kaldım. Cildime hiç krem sürmesem de çok nemlilik hissi verdi. GNC, SOLGAR, FOREVER markası piyasanın en iyisi. Derin çizgileri ve cilt tonunuzda matlık istemiyorsanız sözüm size, daha parlak, genç, canlı, elastik bir cilt için kullanın derim. Ayrıca eklemlerin yağlanmasını da sağlar. İnsan gözünün % 80' inin hyaluronik asitten oluştuğu düşünülürse kullanımında gözün daha iyi görmesinde de çok etkilidir. Doğal yollardan ise paça, incik gibi kıkırdaklı ve kemikli etlerin suyu da hyaluronik asit takviyesi için yardımcı olacaktır.




17 Kasım 2015 Salı

THAİ BO İLE FORM TUTUN

Bütün gün bir koşturmaca hali içindeyiz. Söyler misiniz bu tempoda kendimiz için ne yapıyoruz? Sadece kendimiz için ama. Kendimize iyi davranıyor muyuz? Thai Bo yani müzik, dans, kick boxing'in karışımı olan bir spor dalı. Spor kolların yumruk, ayakların tekme konsantrasyonu ile en üst seviyede tutulduğu çok zevkli bir fitnes türü. Hiç yaş sınırı olmadan herkesin yapabileceği, içinde kardiyovasküler ve ağırlık çalışmalarını barındıran, ilk başladığımda kendimi Bruce Lee zannettiğim, tempolu müzikle yapıldığından tadından yenmeyen, sizi tüm dünyadan koparan bir branş. Bu kopma çok iyi ve faydalı bir "kopma" hali. Arada kopmakta fayda var.

Videoda temel hareketler var. Ben de ilk başlayınca yumruklarımı kibar kibar atmaya çalışırdım. O zaman da olmuyor tabi, yumruklar sıkı olacak ki kol kasları daha bir çalışsın. Hocanın ikazlarından sıkılınca baktım olmuyor. Hayal dünyası kurdum kendime, hırslandığım, canımı yakan insanları getirdim gözümün önüne (böyle biri de yok ama), patlat yumruğu, tekmeyi şeklinde artık Allah ne verdiyse. Aman çok da güzel oldu, pek de eğlenceli tabi.

Başlanmadan mutlaka germe hareketleri yapılmalı. Bütün kaslar, kol, mide, kalça ve bacaklarını çalıştırıyor, basenleri sıkılaştırıyor. Bir saatte 600 - 800 kalori yaktırıyor. Çok basit gibi duran makara sarma hareketinde bile kollar sıkılaşıyor. Tamam kabul yoğunluğu yüksek bir spor dalı, ancak bu beden öyle bir mekanizma ki, çok kolay alışıyor herşeye. Salonda yapacaksınız diye bir koşul yok, açın bir 'Thai Bo' videosu, işlem tamamdır.





16 Kasım 2015 Pazartesi

KAN - TER - GÖZYAŞI : "WHIPLASH"

Bu üç hissi bir arada ve en yoğun biçimiyle yansıtır bize film. Müzik sanatı adına “kabiliyetin yoksa sonun rock grubunda çalmak olur” düsturundan yola çıkan "jazz kültürü" filmin ana teması. Her iki anlamda da inanılmaz performanslar izliyoruz 100 dakika boyunca. Amerika'nın Erol Taş'ı da mevcut filmde. Ben duygularını hep açık eden biri olarak 'vah vah, tüh tüh' demekten filme zor odaklanırım hep. Burada da bayağı bir 'dövündüm' diyelim.

Amerika’ nın en prestijli müzik okulu olan Shaffer’ ın, en önemli orkestra şefi Terrence Fletcher (J.K. Simmons)’ ı izlerken acaba büyük bir müzik dehası mı yoksa takıntılı ve ruh hastası mı diye karar veremezken, büyünün final sahnesine kadar çözülemediği gerilim dolu bir film izliyoruz aslında. Konu basit gibi algılansa da hep bir ters köşe olma hali var. Sınırlar zorlanıyor, izlerken yoruluyorsunuz. Evet sinirlerim bayağı bir yoruldu ancak filmin genelindeki o bohem havaya da bayıldım.

2014 yılı yapımda, usta yönetmen gerek gerilimi gerekse ince mizahı o kadar usta biçimde işlemiş ki sahnelerin içine girmemek o atmosferi hissetmemek mümkün değil. Bilhassa senaryodaki hırs, azim, mükemmeliyetçilik, kıskançlık, egolar, yalnızlık üzerine dokunuşları dikkate değer. Kariyerinin çok başında bir genç ve çaptan düşmüş bir orta yaş insanı tezatlığı. Zevk almak için, Miles Teller ve J.K. Simmons’ın (bu rolüyle Oscar'ı kucaklamıştır) kesinlikle izlenmeye değer performanslarına odaklanalım. Her iki oyuncu da işimizi kolaylaştıracak kadar başarılı. Hem gönlümüzün, hem aklımızın, hem de kulaklarımızın pasını silecek bir yapım. Buradaki sinemasal olay, jazzın çok ötesine geçmiş. On yani tam yıldızlı pekiyi.

15 Kasım 2015 Pazar

TUTKUNUN VE ATEŞİN DANSI : "TANGO"

Arjantin'in milli dansı diyebileceğimiz, acıyı, nefreti, coşkuyu, hezeyanı, neşeyi, iktidarı, bireyselliği, tutkuyu, aşkı, bir olmayı, neşeyi, huzuru ve daha birçok duyguyu içinde barındıran bir dans türü. 1800'lü yıllarda Arjantin genelevlerinden çıktığı söylenen, fiziksel hakimiyetin yüksek, stillerin akıcı olmasını gerektiren bir danstır aynı zamanda. Kelimenin kökeni Latince 'dokunmak' anlamındadır. Videoda iki şey çok etkiledi, birincisi orkestra üyeleri ve izleyicilerin ortak tempo tutması ve o ah kırmızı elbise, dalgalanan, yerlere kadar uzanan, kıvrılan, salınan o kırmızı elbise.

Bizde tango deyince ilk akla gelen düğünlerde çalan 'la cumparsita'dır. Burada hepimizi bir gülümseme alır. Evlilik ve bir araya gelme gibi en özel günümüzde, sözlerinin tamamen ayrılık acısını anlatan bir parçanın çalınması bizim ülkemize mahsus bir durum olması nedeniyle. İstanbul'da bir gecede üç dört ayrı yerde milango geceleri düzenlenmekte. Katılmak için illa dansı bilmek veya dans etmek gerekmiyor, izleyici de olunabilir.

Dansı erkek yönlendirir, iki bedenin birbirini kovalayan, tamamlayan, takip eden deviniminde. Yüzler hüzünlü, bedenler neşelidir sanki. Bir kadın ve bir erkek bedeninin teması hem arzulu hem saygılı, hem benliğinden uzak hemde bakışmalarda kaybolurmuş gibi. Diğerlerinden ayıran sevişmek, terketmek, ağlamak, kavuşmak gibi birçok hissi yaşatabilmesidir. Özetle bir çiftin birlikte dans edebileceği en zor, en estetik, en güzel danstır."Uyum"un resmini en iyi çizendir.