6 Aralık 2015 Pazar
İTALYANLAR
Kütüphanede gözüme takıldı, "İtalyanca Aşk Başkadır" kitabı. Bir dönem ne popülerdi. İtalyanlar geldi aklıma sonra. Hemen hemen beş dakikalik bir süre içinde önce avaz avaz kavga edebilen, sonra kahkahalarla gülebilen ve kolkola şarkı söyleyerek finali yapabilen insanlar topluluğu. Avrupa'da Türklere en çok benzeyen millet. Yalnız en büyük fark; Türkler hayattan acı çekmek için, İtalyanlar ise hayattan zevk almak için yaşarlar. Giyimlerine ve özellikle de güneş gözlüklerine çok önem veren bizlerin rahatça anlaşabileceği Akdeniz ülkesi. Ülkemiz ve genel dünya erkeklerinin aksine sadece siyah ve kahverengi tonları giymezler kırmızı ve turuncu pantalonla dolaşabilirler. Bu özelliklerinden ötürüdür ki İtalyanlar dünyada modaya şekil verirler. Onlar değişime ayak uydurmayı aşmış değişimin sebebi olmuşlardır. Neyse işte İtalyanca bir klasik gelsin madem.
ÖNYARGILI OLMAK ÜZERİNE
Koku duyusu beni çok fazla yönetir. Yemeği herkes önce ağzına götürür ben burnuma. Bazen sofralardan aç kalkarım bu yüzden ya da bir ortamı terkedebilirim arkama bakmadan. Neyse aynı durakta indik ve farklı yönlere doğru yürüdük. Ancak birşey oldu, koku benimle beraber geliyordu sanki. Duraladım ancak olamazdı, ne alakaydı? Dikkat ettim bir de, yürürken saçım savruldukça koku, daha bir katmerleniyordu sanki. Balık yemediğime emindim de bu nasıl olabilirdi peki? Birkaç dakika düşündüm. Bulmuştum, akşam saçıma protein maskesi yapıcam diye yumurta sarılı saç maskesi karışımı yapmıştım. O kadar da şampuanlamıştım oysa. Son durulama suyuna bir de sirkeli su yapınca, oh oh kokular maşallah, evlere şenlik. Yumurta sarısı ile sirkenin muhteşem düeti. Bekleyince ertesi güne, balık kokusunu andırıyordu evet.
Utandım kendimden ve önyargılarımdan. İçimden özür diledim o çocuktan. İftira etmiştim sonuçta, içimden öyle geçirmiştim. Ön yargılı olmak, önyargılı olunan şey hakkında bir şey bilmemekten sadece yaptığı çağrışımdan meydana gelirmiş. İnsanın hayatı boyunca çok zor belki de asla kurtulamayacağı kötü bir alışkanlık.
Yıllardır çok satanlar listesinden inmeyen ve İngiltere'de bir kült haline gelmiş Stuart Sutherland' in 'İrrasyonel' adlı kitabında da bahsettiği gibi "önyargı olgusu" insanın doğasında vardır. Çoğu zaman farketmeyiz bile ama kafamızda direk dış görünüş olsun, bir hareketi olsun bilinçaltımıza işlemiş mekanizma devreye girer ve karşımızdaki kişiye bir yafta yapıştırırız beynimizin içinde. Bizim toplumumuzda bu çok daha belirgindir. En rasyonel geçinenlerimizin bile zaman zaman yaptığı saçma bir davranıştır aslında. Yapmayalım, yapıldığına şahit olunduğunda karşı çıkalım. Başarabilirsek tabi !!!!
5 Aralık 2015 Cumartesi
İÇİMİZDEKİ ÇOCUK
Klibin kahramanları, çocukluğumuzun Susam Sokağı aktörlerinin akrabaları galiba. İçinizdeki çocuğu öldürmeyin derim, yani nacizane....
SAHLEP - YULAF - BOZA
Sahlep, soğuk kış gecelerinin en samimi dostu. En geniş ağızlı büyük boy fincan takımlarına en çok yakışan içecek, hani üzeri bol tarçınlı olanından. Hangimiz boğaz vapuru yolculuğunda biraz su kıvamı fazlaca olan sahlep fincanı elimizde ve daha bize ulaşmadan soğumuş bu müthiş güzel kokan içeceği her yudumumuzda o İstanbul' un karşı yakasını seyre dalmadık? Boğazımızın ısındığını hissederken o muhteşem İstanbul manzarasında tatlı hayallere dalmadık? Karlı kış gecelerinde daha iyi bir dost bulunur mu? Faydaları birçok tabi. Bağırsakların çalışmasını düzenler, kabızlığı önler. Sütle hazırlanan sahlep öksürük ve bronşite iyi geliyor. Üzerine serpiştirilen tarçın ise kan şekerini dengeler ve acıkmayı geciktirir. Piyasada satılan sahlep değil Eminönü Mısır Çarşısı'ndan alınan, fiyatı biraz tuzlu olan gerçek toz sahlepten bahsediyorum.
Yulaf, artık hepimizin hayatımıza girmesi gereken çok müthiş bir gıda. Son yıllarda fazlaca tüketiyorum özellikle müsli, corn flakes gibi sütlü karışımların içine katıyorum. Yoğurda katabilirsiniz, yulaf unundan ekmek tüketebilirsiniz, kreplerde kullanabilirsiniz veya salatanıza bir miktar koyabilirsiniz. Kan şekerini dengeliyor, içeriğindeki aminoasitler sayesinde vücudu toksinlerden arındırıyor. Safra kesesi asitlerini azaltmaya yardımcı olur, içeriğindeki çok değerli aminoasitler sayesinde iyi bir protein kaynağıdır. Anti kanserojen, kalp ve beyin aktivitelerini destekleyen, içeriğindeki B vitaminleri sayesinde merkezi sinir sistemini koruyan, tiroid sorunlarını gideren, kemik erimesini önleyen, kilo vermeye yardımcı, iyi bir enerji kaynağıdır. Ciltle ilgili faydaları ise apayrı uzun bir yazı konusu olur.
Bilinen en eski içeceklerimizden olan boza, sıcak bir içecek olmamakla birlikte yine kış gecelerinin vazgeçilmez içeceği. 'Boozaaa' diye geceleri seslenirken, sırtladıkları bakraçlarıyla bugün bile hâlâ sokaklarımızı arşınlıyor satıcılar. Nasıl özel ve güzel bir gelenek. Darı irmiği, su ve şekerden oluşan içeriği A ve B vitaminleri açısından zengin, içerdiği aktif maddeler sayesinde probiyotik etkisi yüksek, laktik asit sayesinde hazmı kolaylaştırıcı, vücudu dirençli kılan, mide bezleri faaliyetlerini olumlu yönde etkileyen, zihin açıcı ve sinirleri dinlendiren özel bir içecek boza. Yoruldum faydalarını yazmaktan ve bıraktım artık saymayı. Yani özetle tüketin bol bol için. Yanında en iyi giden ise sarı leblebidir.
BİR DANS MACERASI NASIL SONA ERER?
Üniversiteli genç, okulun 'Latin Dansları Klübü'ne üye olmuş, haftanın iki üç akşamını büyük heveslerle bu hobisine ayırıyordu. Her dans eğitiminde olduğu gibi eşleşme mevzusu sayesinde farklı bölümlerde okuyan kızlarla tanışıyor bu da onun okulun ilk senesinde daha da sosyalleşmesine sebep oluyordu. İlk aylarda halinden memnundu, her akşam figürleri evde ailesine gösteriyor, uzun uzun yaşadıklarını anlatıyordu. Hobi olarak yıllar içinde gitmediği spor branşı kalmamıştı bir de dansı denemek istemişti. Birgün dans hocası tahmini kendi yaşının üç, üç buçuk katı yaşında bir bayanla eşleştirmişti. Bu kadın da nereden çıkmıştı şimdi, kendi yaş grubu bir sürü genç kız arasında? Ya okul personeliydi, ya bir hocaydı. Başlarda sabırla duruma katlanmış, sonra dayanamamış, provaların ortasında karışıklıktan yararlanarak delikanlı kendini salonun taa diğer ucuna atmıştı. Herşeye hazırdı ve razıydı, gerekirse dansı bile bırakabilirdi. O kadınla dansa devam etmeyecekti. Kadınsa onlarca insanın içinde salonun diğer ucundan avazı çıktığı kadar bağırıyordu: 'Niye dansa benimle devam etmiyorsun? Ne o yoksa beni beğenmiyor musun?' Yok artık daha neler, genç delikanlı iyice sinirlenmeye başlamıştı. Bütün salon, bu duruma gülüyordu. Dikkatinden kaçmamıştı, hocası da bıyık altından duruma gülüp duruyordu.
Tam o sırada kadının eşi salona gelmişti, karısıyla kısa bir konuşmadan sonra gözlerini kısarak dikkatli gözlerle etrafı süzmeye başlamıştı. Delikanlı 'oh tamamen kurtuldum artık' derken adam el işareti yaparak kendisini yanına çağırmış, 'eşiyle niçin dansa devam etmediğini' sormuştu. Şok şok, şok! Bu kadarına da pes demişti içinden. Bir şekilde öyle böyle dans provaları bitmiş, akşam eve geldiğinde durumu bize anlatıyordu. Annesi olarak ne desem, ne söylesem itibar etmiyordu, sinirinden güldüğüm için bana daha da çok kızıyordu. Gülmekten gözümden yaşlar gelirken o bir daha bu konudan konuşmayacağına yeminler ediyor ve ettiriyordu. Konu kapanmıştı tabi bir daha hiç açılmamak üzere. Bir dans maceramız da kapanmıştı böylece.
BB, CC VE DD KREMLER, ÖZELLİKLERİ VE FARKLARI
BB krem yani 'Blemish Balm' veya 'Beauty Balm' diye adlandırılan sürekli duyduğumuz ancak içeriği hakkında çok az şey bildiğimiz kremler Kore menşeilidir. İçeriği hem nemlendirici, hem antioksidan, hem SPF yani güneş koruma ve su bazlı olma özelliğine sahiptir. Fondötenlere göre daha hafif, renkli nemlendiricilere göre daha yoğun bir özelliğe sahiptir. Amaç cildi daha pürüzsüz ve beyaz göstermek çünkü renk verme özelliğine sahiptirler. Yoğun oldukları için çok az kullanmak yeterli olmaktadır. Mükemmel bir makyaj altı bazı gibi de düşünülebilir. Kullanıyorum ve de çok memnunum. Nemlendirici sür bekle, güneş koruyucu sür bekle, fondöten sür bekle durumları sizin zamanınızı çok çalıyorsa bu kremler tam size göre, çünkü bir sürüşte üç adımı atlamış oluyorsunuz.
Ülkemizde ilk BB kremlerle Watsons mağazalarında Güney Kore' nin sadece bu mağazaya özel ürettiği 'Pure Beauty' markası ile tanıştık. Hem fiyat ortalaması hem kalite açısından iyi bir marka. Sonra yine Kore markası olan 'Missha' ürünlerini internetten temin edebilirsiniz. Üçüncü Kore markası 'Skin 79' ürünleri sadece Ankara' da bir alışveriş merkezinde mağazası olmakla birlikte yine internet üzerinden satılan bir markadır. Bu üç marka BB ve CC krem cennetidir. Bunların dışında Avon' dan tutun da, Loreal, Maybelline, Garnier ve sayamadığım tüm markaların bu kremleri mevcut. Rossman mağazalarına özel 'Alterra' diye doğal içerikli markanın da bu kremleri mevcut. Bu markayı da henüz yeni keşfettim. Kozmetik, kimya mühendisliği ve Almanya' ya bu anlamda güvenim sonsuz. Rossman malum Alman alışveriş mağazalar zinciri ve henüz çok yayılmadı şubeler bazında. Sadece yine de her gün aralıksız kullanmayın derim, devamlı kullanıldığında yüzü yorabiliyor, özellikle hassas ciltlerde bu daha çok hissedilebiliyor. Bu cümlem bütün kozmetik ürünleri için geçerli tabiki. Tercih sizin.
CC krem yani 'Colour Correcting' dediklerimiz BB kremle kıyaslayınca cildin renk tonunu ayarlayan ve daha hafif yapıda ürünlerdir. Yüzünde kızarıklık varsa, solgun bir cilt yapısına sahipseniz CC kremler cildin rengini düzenlemede etkindirler.
DD krem yani 'Dynamic Do - All' diye adlandırılanlar ise BB ve CC kremlerin bir karışımıdır. Yoğun ve derinlemesine nemlendirme özelliği ile cildi yaşlanma ve dış etkenlere karşı koruyor. İçeriğinde yok yok: Cilt sıkılaştırıcılar, bitkisel maddeler, aydınlatıcı, canlandırıcı içerikler, anti-aging içerikli antioksidanlar, matlaştırıcı ve sivilcelere karşı anti bakteriyeller.Ülkemizde ilk BB kremlerle Watsons mağazalarında Güney Kore' nin sadece bu mağazaya özel ürettiği 'Pure Beauty' markası ile tanıştık. Hem fiyat ortalaması hem kalite açısından iyi bir marka. Sonra yine Kore markası olan 'Missha' ürünlerini internetten temin edebilirsiniz. Üçüncü Kore markası 'Skin 79' ürünleri sadece Ankara' da bir alışveriş merkezinde mağazası olmakla birlikte yine internet üzerinden satılan bir markadır. Bu üç marka BB ve CC krem cennetidir. Bunların dışında Avon' dan tutun da, Loreal, Maybelline, Garnier ve sayamadığım tüm markaların bu kremleri mevcut. Rossman mağazalarına özel 'Alterra' diye doğal içerikli markanın da bu kremleri mevcut. Bu markayı da henüz yeni keşfettim. Kozmetik, kimya mühendisliği ve Almanya' ya bu anlamda güvenim sonsuz. Rossman malum Alman alışveriş mağazalar zinciri ve henüz çok yayılmadı şubeler bazında. Sadece yine de her gün aralıksız kullanmayın derim, devamlı kullanıldığında yüzü yorabiliyor, özellikle hassas ciltlerde bu daha çok hissedilebiliyor. Bu cümlem bütün kozmetik ürünleri için geçerli tabiki. Tercih sizin.
2 Aralık 2015 Çarşamba
DÖRT TEMEL DAVRANIŞ KALIBI
Kendinizi sınayın ve hangi gruba dahil olduğunuzu tespit edin. Bunu anlayınca hayat daha kolaylaşıyor çünkü karşımızdaki kişinin de hangisi olduğunu artık çok rahat anlıyoruz ve iletişimimiz kolaylaşıyor. Anlaşabilme hali zorlaşmaya başlayınca bu ayırımı aklıma getiriyorum.
SÜRÜCÜ DAVRANIŞ KALIBI: Konuşmaları hem çok azdır hem hızlı ve nettir. Mükemmelliği severler. İnsan odaklı değil iş odaklıdır. Genelde yönetici olurlar. Saatlerce karşısında uzun uzun bir konuyu anlatırsınız, sanırsınız o da size cevaplar verecek bir bakmışsınız iki kelimeyle konuyu sonlandırıverir, konuşkan değillerdir. Yapmamız gereken ifadesi yerine yapacaksını kullanır. İşler istediği gibi gitmezse çılgına dönebilir. Ciddi ve başarı odaklıdır.
SÜRÜCÜ DAVRANIŞ KALIBI: Konuşmaları hem çok azdır hem hızlı ve nettir. Mükemmelliği severler. İnsan odaklı değil iş odaklıdır. Genelde yönetici olurlar. Saatlerce karşısında uzun uzun bir konuyu anlatırsınız, sanırsınız o da size cevaplar verecek bir bakmışsınız iki kelimeyle konuyu sonlandırıverir, konuşkan değillerdir. Yapmamız gereken ifadesi yerine yapacaksını kullanır. İşler istediği gibi gitmezse çılgına dönebilir. Ciddi ve başarı odaklıdır.
ANALİTİK DAVRANIŞ KALIBI : Kısık ses tonunda ve çok yavaş konuşurlar. Her konuşmanın planını kafalarında yaptıkları için bir cümleyi daha geç bir zaman diliminde bitirirler. Analitikler konuşmalarını planladıkları gibi, hareketlerini ve kararlarını da planlarlar. Bu kararın ileride ne getireceğini hesapladıkları için zaman zaman kararsızlık içerisinde gibi görülebilirler. Zaman konusunda sıkıştırmaktan ve sıkıştırılmaktan hiç hoşlanmazlar. Hareketleri de konuşmaları gibi yavaştır.
DOST CANLISI DAVRANIŞ KALIBI : Bu kalıbı sergileyen insanlar, daha çok etraflarındaki insanların uyguladıkları yaşam tarzına uyarlar. Mesela bir dost canlısı, başka bir dost canlısı arkadaşını bir yere çağırıyorsa o aktivasyona katılan diğer kişileri de sevip sayacaktır. Bu davranış kalıbında olan bir insan sürekli olarak dost canlısı insanlarla birlikte olur. Onları yalnız başına görmeniz zordur. Duygusaldır işle ilgili kararlarda ve neşelidirler. Dost canlısı kararını uygulamadan önce mutlaka aynı kararı uygulayan başka bir dost canlısından cesaret ve örnek alır. Arkadaşlığı onun en asıl motivasyon kaynağıdır.
İFADECİ DAVRANIŞ KALIBI : Genelde eğlenmeyi seven insanlardır. Kalabalık insan topluluğu olan bir yerde sürekli kahkaha atan bir grup görürseniz bilin ki bu insanlar ifadecilerdir. Hızlı ve tüm vücutlarıyla konuşurlar, anlatmayı çok severler. Hayatı bir tiyatro sahnesi gibi yaşarlar. Her iki kelimenin arasına espri katarlar. Bu esprilere kendileri o kadar çok güler ki siz espriyi beğenmeseniz bile onun bu haline gülebilirsiniz. İfadeci kişiliklerin zaman kavramı pek yoktur. Başladıkları bir işi genellikle son dakikada bitirirler. Not tutma alışkanlıkları olmadığından unutkanlık gösterebilirler.
Sürücü tipi olmadığım kesin. Ben ağırlıklı olarak ifadeci çıkıyorum, çünkü konuşkanım ve beynimle konuştuklarım arasında pek de süzgeç kullanmıyorum. Aman ne büyük bir konfor bilemezsiniz, sesli düşünme hali. Şuna da cevap veremedim içim şişti veya sinir oldum durumu bende hiç yok. Analitik yönüm var herşeyi kaydeder, küçük notlar alırım. Biraz da dost canlısı olma halim varmış, yaptığım, planladığım herşeyde sevdiklerimin onayını alma ihtiyacı duyarım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











