30 Ekim 2015 Cuma

ÖNCE HİJYEN


Aloe Likit El ve Yüz Sabunu, sedef görünümünde, bol köpüren, cildimize temiz bir his verirken, 'göz yaşartmayan' formülüyle çok ideal kullanımlı bir ürün. 473 ml.'lik büyük ambalajıyla tüm aile için uzun kullanımlı, içeriğindeki mis kokulu parfümüyle hesaplayınca bayağı ekonomik gelen, aloe vera içerikli. Markası Forever.

Sadece bir damlasıyla el ve yüzümüzü yıkadığımız bu ürün 4 saat boyunca ellerde mikrop barındırmıyor ve kutu bitsede sulandırıp kullanıldığında da aynı etkiyi yaratıyor. Zaten o kadar çok köpürüyor ki artık durulamaktan bıktığım için yarım damla kullanıyorum. Bebekler ve çocuklar için çok ideal. Yumuşak ve tahriş etmez, göz yakmaz. İsteyen beyler traş losyonu veya saç şampuanı olarakda kullanabilir.

Gelelim biz hanımların ihtiyaçlarına. Bir kere bir numaralı makyaj temizleyici. Burnum o doğal kokuyu hissederken, yüzümde gözeneklerin açıldığını ve nefes aldığını çok iyi hissedebiliyorum. Ayrıca içeriğindeki temizlerken nemlendirme özelliği cildi pamuk gibi yapıyor. Başka bir ürün istesemde kullanamam. Hassas ciltler içinde ideal. Devamlı kullanımı halinde büyük derdimiz ellerdeki ve yüzdeki güneş, yaşlılık, doğum lekelerini gideriyor. (Dantel örtüm anneannemden, uğur getirsin diye☺.)


AĞIT'IN HEAVY METAL TARZI


Iron Maiden gelmiş geçmiş en iyi Heavy Metal gruplarından şüphesiz ve bana göre yaşarken efsane olanlardan. O kadar yüksek maliyetli bir ekipman sözkonusu ki yıllarca Türkiye'de konser veremediler, çünkü bu masrafı karşılayabilecek sponsor yoktu. Neyse 2013 yılında, zar zor bilet bulupta oğlumun gittiği İstanbul konseri gerçekleşti. Adamların müzikten kazandığı servetler öyle böyle değil. Her zengin olan uçak alır bunlar tank alır. Ülkeleri İngiltere'ye kazandırdığı milyon dolarlar. Yani konuları reddetmeden önce birazda bu açıdan bakabilsek. Müzik sektörü demek İngiltere demek. Yani onların her yönleriyle, her sektörle beraber dünyayı sağma halleri.


En sevdiğim şarkısı 'for the greater of good of god', 9 dakika 26 saniye sürüyor. Bu benim uzun yolda araba kullanma marşımdı bir zaman. En sol şeritte bir özgüven hali ki sorma gitsin, gaza bastıkça basıyorsunuz. O sırada ibreye bakmamak halindeyim, bakarsam yanarım. Oğlum "bu CD' yi hala dolabından aşırıp dinliyorum arada, zaten çizikler içinde kapağı, biliyorum farkındasın ancak sende bana kızmaktan yoruldun".

Nasıl desem ağıt yakmanın 'heavy metal' türü gibi. Tam istediğim hem gürültülü, hem hüzünlü, hem agresif yani içinde her duyguyu barındıran. En zor sınavlarımı en gürültülü müzikleri dinleyerek verdim, tabiki 'kafa sallama ritüeli'm yok bu arada. İkinci yarının ortalarında bir gaz bölümü gelir, 35-40 saniye sürer ve bizi çok güçlü hissettirir. Bu şarkıda, Iron Maiden'in kainatın en güzel müziklerinden birini yaptığına kanıtlar bulmak çok kolay gibidir. Eser çok tepeleri zorlayan destansı bir başyapıttır. Evet kafa yapabilir ancak olumlu anlamda.




27 Ekim 2015 Salı

HOMELAND DİZİSİ


Damian Lewis ve Claire Danes' in başrolde olduğu Homeland dizisi, politik dram gerilim türünün en iyi örneklerinden. Görünürde hem CIA ile El - Kaide arasında bir savaş hikayesi, hemde derinde iki insan arasındaki 'manik depresif' bir aşk konusu. Politik film ve dizileri hiç sevmediğim halde bu diziye bayıldığımı söyleyebilirim. Psikolojiden politikaya geniş yelpazeli.

Claire Danes'in canlandırdığı Carrie karakterinin manik depresif yönü onun sezgi, çıkarım ve çözümleme yetisiylede at başıdır. Duygusal bozuklukla zihinsel yetkinlik arasındaki iki zıt durum sözkonusudur.

Damian Lewis'in oynadığı Nicholas Brody karakteri ise kahraman olmakla terörist olmak arasındaki iki uç arasında. Evinin garajında namaz kılma ve ellerini açıp dua etme, tesbih sahnelerini hiç unutamayız.

Dizi 'küresel düzen' ile 'küresel düzen karşıtlığı' arasındaki mücadeleye Amerika penceresinden ancak Amerika yanlısı olmadan bakma gayretinde bir dizi. Bu detay bence çok önemli ve bu detayı anlama gayreti içine girerken dizi anlamadan nehir gibi akıp geçiyor. Heyecanla bekledim ve nihayet 5. sezonu başladı. Lütfen hiç bitmesin. Çok yavaş seyrediyorum, arada başa alıyorum. 4. Sezonda Taliban Lideri'ni fotoğrafdaki Türk oyuncu Numan Acar oynuyor.


Dizi devamlı, şüphe ve gerilim arasında gidip gelirken kadın başrol oyuncusu Carrie' nin başlarda bana itici, sinir bozucu gelen halleri, konu ilerledikçe işine tutkuyla bağlı, çalışkan ve cesur kadın karakterine dönüşmesi, örnek alınası. Alışılagelen güzel ve alımlı başrol kadın oyuncu tiplemesinin çok dışında, ancak öyle bir kompozisyon çiziyor ki meşhur tabirle 'hastasıyız'.

Carrie & Brody arasında yaşanan aşkın kimyasında birbirlerinin boşluklarını dolduran, eksikliklerini tamamlayan, karşıtlıklarını birleştiren tutku dizinin asli mayasıydı ve bir süre etkisinden çıkamadığımı itiraf etmeliyim. Yan karakterler Saul Berenson ve Peter Quinn ise kendi içinde ayrı bir dünya.


25 Ekim 2015 Pazar

DEKORASYONDA COUNTRY


Country ne demek? Adını kırsal, geleneksel yani yaşanmışlıktan alan bu dekorasyon tarzı benim ruhumu en iyi yansıtanlardan. Ahşap ağırlıklı, eskitme masif mobilyalardan oluşan, insana yaşanmışlık ve sıcaklık hissi veren, romantik parçalar. Ahşap eşyaların o kokusu, dokusu, ağırlığı ve havası hiçbir şeyde yok. Ahşap yıllar geçsede eskimiyor eskisede güzelleşiyor sanki sizinle yıllanıyor. Krem beyaz eskitme parçalar olursa dahada muhteşem.
 Daha önce ahşap boyama kursuna gittim. O kadar kendimi kaptırdımki bir ara evde herşeyi eskitme yapmaya falan kalkacaktım. Sanki boyumun harcıymış gibi. Rüyalarımda bile birşeyleri boyuyor, değiştiriyordum durmadan. Ulaşmak istediğim kafamdaki şablon bu tarzdı yani country. 

Yeni mobilya sevmiyorum, ahşap olmak şartıyla tabi eski, antika, büyüklerden kalan her ne ise kaplansın veya boyansın. O yaşanmışlık hissi önemli bence. Antikacılar sokağı Çukurcuma'da dolaşırken bir esnaf 'en iyi müşterimiz Rahmi Koç, evine yeni mobilya almaz, devamlı buradan iyi parçaları toplar, kullanmadığını depoda tutar' dediğinde bayağı bir şaşırdığımı itiraf etmeliyim.


Amaç kır evi görüntüsü ya, biraz pastoral, biraz floral, bazen ekose, bazen çizgili, toprak tonlarının bolca kullanıldığı, genelde açık renk ahşap malzemenin kendini bolca gösterdiği, geniş rahat koltuklar, renkli bazen çiçekli yastıklar. Ana zeminin açık renk olduğu varsayımıyla koltuk üstüne atılan bir örme battaniye, bir yerlere serilmiş dantel örtüler, antika halılar, çiçekler, duvarda tablolar ne bileyim işte, geriside sizin hayal gücünüz olsun. 

KİRPİK MEVZUSU


İtiraf edeyim kozmetik konusu öyle bir alanki içine girdikçe derinliğinde kayboluyorum. Ne konular bitiyor ne yenilikler. Kirpik her kadının zaafı, bakışlara anlam katan, göz makyajını tamamlayan son hamle, kimisinde çok şuh durabilen tamamlayıcı bir unsur.

Doğal duranını ve göz yapımıza uygun olanını tercih etmek lazım tabi yoksa insanın yüzünde iki trantula dans ediyormuş gibide olabilir. Kirpikleriniz yeterince uzun ve belirgin değilse, kirpik kıvırıcı kullanmaktan sıkıldıysanız takma kirpik tam size göre. Bütün olarak takılanlar, parça tutam olarak takılanlar var. Bunlar kendimizinde yapabileceği basit kirpik dibine yapıştırma yöntemi.

Birde işlemi bayağı zahmetli ve maliyetli olan ancak daha uzun süre dayanabilen 'ipek kirpik' uygulaması var. Ben bu uygulamaya mikro cerrahi işlem diyorum kendimce. Profesyonel birinin uygulaması gerekir. Tek tek kirpik taneleri özel yapıştırıcısıyla sizin kendi kirpiğinize yapıştırılır. Sonuç çok daha doğal bir görüntü. Son trend gelin olurken yaptırmak.

Benim gibi göz hassasiyeti olanlar zorlanacaktır muhtemelen bu konuda. Hadi ben bir kopya vereyim. Hazır satılan bütün kirpiklerin sadece dış uç kısmı kalacak (4-5 kirpik) şekilde kesin ve gözün bitiminde kuyruğuna doğru bu küçük parçayı yapıştırın. Hem gözlerimiz daha çekik ve kalkık duracak hemde kocaman bir parça yerine minik bir kirpik tutamıyla bütün kirpik etkisini yaratmış olacağız. Küçük bir parçayı gözün üstünde taşımakta daha kolay olabilecektir.



CONCEALER - MONCEALER ?

Son dönemlerde adını daha bir sık duyduğumuz mucize: Concealer yani kapatıcı. Genelde anladığımız sadece koyu halkalar halindeki göz altı morlukları için kullanıldığı. Değil tabi. Concealer fondötenle kapatamadığımız ama hala görünen sivilce izleri, çiller, göz altı morlukları, kırmızılıklar, görünsün istemediğimiz benlerimiz, yüzeyde görünen kılcal damarlar, kahverengi güneş lekeleri vs kapatmak içindir.

Birde yüzümüzün tamamına kullandığımız fondöten asla göz etrafına uygulanmaz. Ya sadece 1 milimetre kalınlığındaki göz derimizi kuruturuz yada tersi yağ butoncukları oluşmasına sebebiyet veririz. Burada biz bölgesel kusurlardan bahsediyoruz. Daha yüksek kapatıcılığa sahip kapatıcımızı, parmak ucumuzla veya resimdeki gibi pinpon bir sünger (Avon markası sünger ve fırçaları çok kaliteli ve ekonomik) yardımıyla nemlendirici sonrası fondöteni sürdükten sonra uygularız. Göz altları şişse uygulanmaz daha kötü bir görüntü olur çünkü. Üstüne sürdüklerimizin sabitlenmesi ve uzun süre dayanması için ister transparan ister renkli pudra ile geçiş yapılmalı. Böylece göz altına sürülen kapatıcımız göz etrafı çizgilerini doldurup bizi olduğumuzdan daha yaşlı göstermesin.
Gelelim konunun özü en sevdiğim en  renkli kısma: Yeşil renkli olan, sivilce, kızarıklık gibi kusurları, lila renk cansız solgun, sarımtrak bölgelerin tonunu düzenler. Pembe koyu halkaların yeşilimsi görünümlü olan bölgelerin görünümünü hafifletir. Bej yüksek kapatıcılık gerektiren problemleri gizler. Paletin en açık renkte olan concealer, ihtiyaç halinde aydınlatıcı olarak kullanılabilir.

SİZ NEREYE GÜNEŞ KORUYUCUNUZ ORAYA !


Bir fikrim var bir gün gelecek bu cilt kanseri yüzünden hiçbirimiz şemsiye, eldiven, güneş gözlüğü ve şapkalar kullanmadan kapı önüne çıkamayacağız. Çinli, Japon kadınlar bunu yüzyıllardır uygulamış. Bir uygulayan görsem sokakta hemen takipçisi olacağım, o kesin. Yüz, omuz, ense, boyun ve eller güneşe en çok maruz kalınan yerler.

SPF, İngilizce'deki Sun Protection Factor yani Güneş Koruma Faktörü’nün baş harflerini temsil ediyor. SPF, güneş kreminin cildi ne kadar uzun süre korumaya devam edeceğini gösteriyor. Şimdi dikkat : Faktör kelimesi burada 1 faktör 4 dakika koruyacağı anlamında. Diyelimki 15 koruma faktörlü krem aldınız bu sizi 15 × 4 = 60 dakika koruyacak demektir. Yani bir saat sonra kremimizi tekrar sürmeliyiz. 30 koruma faktörlüde 30 × 4 = 120 dakika yani iki saat gibi koruyacaktır. Genelde başında süreriz sonrası Allah kerim misali, tekrarını getirmeyiz. Ancak mevzunun püf noktasıda buradadır. Kesinlikle sadece yazın değil her zaman kullanılmalıdır. Herşeyimi unutabilirim, koruma faktörlü kremimi asla.

Güneşin kısa vadede ve uzun vadede gözlemlenen zararları vardır. Ciltte erken yaşlanma, kırışma, lekelenme, yoğun çil ve yıpranmaya sebep güneş ışınları; aynı zamanda pigment lekeleri, damar genişlemesi, damarların deri altından gözükmesi, deri altı çatlaklarının da sorumlusudur. Eskiden, yeryüzüne sadece A ve B ultraviyole radyasyonu ulaşırken artık C ultraviyole radyasyonu da ulaşmaya başladı. A ultraviyole radyasyonu cildin erken yaşlanması ve kırışmasına neden olurken, B ve C ultraviyole radyasyonları ise deri kanserleri riskini artırıyor. Tabiatı tahrip etmeye devam edelim. Daha nelerle karşılacağız bakalım. Marka konusunda ise eczanelerde satılanları tercih etmek daha doğru bir seçim olacaktır.